istanbul travesti

kalabalık bi ankara travesti grup içinde

Seni ilk gördüğüm günü yazmıştım daha önce. Biz ikinci kere karşı karşıya geldik seninle ama yine kalabalık bi  ankara travesti grup içinde. benim seni tanıyabilmem için yalnız olmamız
gerekiyodu. Bu kadar sesin arasından sadece senin sesini dinlemek istiyodum. Bu kadar göz arasından sadece senin gözlerine bakmak istiyodum. Tuhaf bi duyguydu bu uzunca
bi süre kendime bile itiraf edemedim. Hatta kızlar bana manidar bi şekilde seni sorduklarında yalanlar bi dille reddetmiştim. Asla öyle bişi yok abartıyosunuz gibi kaçamak
cevaplar vermiştim. Çünkü beni yoran ve yıpratan bi birliktelikten hala kötü izler taşıyodum üzerimde. daha kendime bile itiraf edememişken sana hissettiklerimi, onlara
nasıl söyleyebilirdim. Ve sonunda bizde sosyal medyada takip etmeye başladık birbirimizi. Resimlerine bakıp onlarca cümle kuruyodum. Bi sürü anlamlar yüklüyodum sana senden
habersiz. Daha sık travesti film yüklüyodum beni gör ve sende aynı şeyleri hisset diye galiba… Zaten en güzel ve en sevimli durum sevgililikten önceki bu flört aşaması değil mi ?
Hoşlanıyo mu, hoşlanmıyo mu? açılıcak mı açılmıcak mı:) Karşılaşıldığında ki o kaçamak bakışlar, zihnini okumaya çalışmak. Benim en sevdiğim durum en azından bu. Çok heyecanlı
gelişiyo çünkü olaylar. İlk kim yazıcak? yazsa ne cevap vericem. Bende sürekli bunları düşünüyodum. Ve hep uzatmak istiyodum bu süreyi. ne kadar uzarsa o kadar heyecanlı
olacaktı çünkü. Ama o arada seninde böyle hissetmende gerekiyodu ki bu kadar güzel gidebilsin bu durum. Sen öyle hissetmeyip, o arada hayatına başka biri girseydi eğer
hiç bi anlamı kalmıcaktı ki benim heyecanımın, masum duygularımın. Bunu da düşünmüyo değildim tabi ki. bi şekilde farketmeliydin beni, hislerimi… Yine gördüm seni orda
Senin arkan dönüktü ama duydum sesini. Beni gör diye bi sürü çaba sarfettim. Veee evet sende beni görmüştün. Gülümsedik biribirimize karşılıklı. O an aklımdan geçenleri
anlatsam gülmekten ölürsün şuan biliyorum :) Tam arka masanıza oturduk çünkü bu işin raconu böyleydi çok ta hissetmemen gerekiyodu sana olan hislerimi. istanbul travestileri hiç bişi
olmamış gibi konuşmaya devam ettik tabi ki. Ara ara da bakıyodum sana yüzünü göremiyodum ama olsun. Aramızda çok mesafe yoktu ve aynı yerdeydik sonuçta. o aralar bu bile
yetiyodu bana. Seni hiç kızlarla görmemiştim buda mutlu ediyodu beni. Ve tabi ki soruyodum yakınındakilere çaktırmadan kız arkadaşın, hayatında biri olup olmadığını. Yok
cevabını aldığımda ki mutluluğu tarif bile edemem şuan. Böyle yüzümde bi tebessüm oluyodu ve o an aptal gibi göründüğümün farkındaydım. Bağırasım geliyodu şu yüzümde ki
aptal gülümsemeyi alın diye.. Ben senden habersiz yavaş yavaş aşık oluyodum sana…

Bir Travestinin Aşki Tanimasi

Seni ilk gördüğüm yeri hatırlıyorum… Bi cafedeydik, ortak arkadaşlarımız vardı ve ben seni daha önce hiç görmemiştim. Çok ilginçti çünkü ortak bi çok travesti tanıyoduk
ve aynı yerlerde takılıyoduk. Tesadüf müydü kader miydi bilemiyorum ama karşılaşmıştık işte. Aynı masaya oturduk. Klasik ve seri şekilde herkes birbiriyle tanıştı. İsimler
söylendi, bi kaç tebessüm, sonra sessizlik… yüzüne bakmak istiyodum çünkü garip bi çekim vardı sende bakmam için ısrar eden. Aslında ne tarzımdın, ne beğendiğim bi tiptin
daha önce… Hatta o kadar kaba konuşuyodun ki; normal şartlarda konuşmam bile seninle… Ama insan kimden etkileneceğini seçemiyo çoğu zaman. önceden belirlediğin kriterler
falan hikaye yani. Esmer seviyorum diyip, sarışınla evlenen arkadaşlarım var benim :)…Bende kendimce bi sürü şey belirliyodum kendime her gidenin arkasından, mecburen
böyle oluyo çünkü eksik gördüğünüzü bi başkasında tamamlamak istiyosunuz ve sizi üzen bi özelliğinin olmaması için kendinize bi resim çiziyosunuz. Ama kalp ilginç bi organ,
o kimi isterse ona aşık oluyosunuz. Tam aşık oluyodum kendimi tuttum diyebilen kaç kişi vardır? Bence yok. Aşık oluyosanız buna engel olamıyosunuz öyle tutmak falan yok yani.
En azından ben aşık oluyodum ve tutamadım kendimi… Tabi biz orda bi kere oturduk daha sonrasında bi bir hafta falan karşılaşmadık hiç. Sosyal medyada falanda takip etmiyoduk
birbirimizi. Duygularım şuan ki kadar yoğun olmadığı için çok ta umursamadım  galiba. Ama ara ara yüzün aklıma geliyodu. Çok ilginçtir kirpiklerin o kadar güzeldi ki. Travestiler kendi
kirpiklerini güzel sanırdım seninkileri görene kadar. Gözlerin, O kadar güzel bakıyodu ki onlardan etkilenmemek mümkün değildi açıkcası. Beni etkileyende onlardı galiba.
çünkü boş bakan insanları sevmem hiç. Göz dediğin anlamlı olcak anlamlı bakıcak… Bende hiç boş bakmazdım çünkü hayata ve çevremdeki herkes güzel baktığımı söylerdi.
Ara ara seni nasıl görücem diye düşünüyodum kendi kendime. Senin kuzenin vardı benimde kız arkadaşım. Onlar bizden önce davranmıştı ve birbirlerinden etkilendiklerini
söylemişlerdi. Evet sevinmiştim. en cokta seni tekrar görebilceğimi bildiğimden sevinmiştim. Çünkü biz çok yakındık arkadaşımla e seninde kuzenindi ve illa ki bizde
karşılaşıcaktık seninle. Kendimce oturup bi sürü konuşma planı hazırlamıştım. Seni ilk gördüğümde çok konuşamamılştım bu kez seni tanımak için uğraşıcaktım. Biliyodum
sende beni sana çeken bişey vardı ve ben bunu bulucaktım…

Travestilerin Cıkarcı Dünyaları

Travestiler çok garip insanlar bunu bu aralar daha iyi ve net olarak anlıyorum. Menfaat ve çıkarlar
üzerine kurdukları samimiyetsiz ilişkileriyle sıradan boş hayatlarına amaçsızca devam ediyorlar…
İnsan kullanmak, hırs ve egolar için insan harcamak ne kadar basit bi olay olmuş. Şaşkınım, üzgünüm
Bakıyosunuz sizin için önemli biri, siz onun için iyi şeyler düşünüp, iyi şeyler yapmaya çalışıyosunuz
ama karşınızdaki kişi çıkarlarına ters geldiğinde sizi harcamaktan bi saniye bile korkmuyo ve bi anda
düşman moduna, karşı taraf moduna geçebiliyo. İş yerinizde ayağınızı kaydırmak için uğraşanlar mı
dersiniz özel hayatınızı çekemeyenler mi… Sizin mutluluğunuzdan mutsuzluk duyup, hasetlik yapanlar
da ayrı tabi. Anlam veremiyorum, anlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü böyle insanlar o kadar çok ki
kimseye tam anlamıyla güvenip, tam anlamıyla inanamıyorum. insanlar gerçekten çok acımasız. Kötü
yanlarınızı pat diye yüzünüze söylüyo eleştirmek için falan değil ha bu direk üzülün diye, mutsuz
olun diye. o başka bişi sizi gerçekten kötü yanlarınızdan kurtarmak için sizi eleştirip düzeltmeye
çalışmak o başak bi durum. Ama bu travestiler sizin eksikliğinizden haz alıyo. mutluluk duyuyo ya bu
kadar içler acısı bi durumdayız. Herkes kendini düşünüyo, herkes bencil. kimse kimsenin umrunda değil.
İyilik düşünen, gerçekten iyiliğin peşinden giden, hümanist insanlar o kadar az ki. Rastlayabilene
ne mutlu. Hayatında bu insanlardan olanlar ne kadar şanslı. Sadece iyi insan olmak için, erdemli
davranmak tek amacı olan, arkasından iyi insan diye söz ettirmek için uğraşan insanlar çok az.
Bu aralar o kadar sağlam kazıklar yiyorum ki hem de en yakınım dediğim ağzı zehirli insanlardan…
aklım almakta zorluk çekiyo. Ya bi laf vardır bi kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Aynı tastan yemek
yeyip, aynı evde uyuduysan bunun bi hatrı olmalı. Bu nasıl bi edepsizlik, görgüsüzlüktür. Çok iyi
niyet gösterdiğimiz için mi bu kadar acımasızca vuruluyoruz sırtımızdan? Her açığımızı, her sırrımızı
açıkca söylediğimiz, bütün mutluluğumuzu, sevincimizi apaçık paylaştığımız için mi bu kadar rahat
gambazlıyolar bizi en savunmasız anlarımızda? Bi şeyi güvenip anlattığında, bi tek onun bilmesi
gerektiğini, kimsenin duymaması gerektiğini, duyucak olsa zaten ben söylerim diye telkinde bulunmak mı
lazım. ya da çocuk gibi tembihlemek mi lazım. Kavun karpuz değil ki insanlar koklaya koklaya anlayalım
Karakteri oturmamış, hala kendinin ne olduğunu bilmeyen, hayatta bi amacı bi gayesi olmayan insanlardan
korkmak lazım gerçekten. Çünkü bu insanlar hiç korkmaz birini harcamaktan. Çünkü kaybetcek bişiyi zaten
yok bu hayatta. Sizin kaybetmenizde ne kadar umrunda olur sanki ? Ya da ne kadar üzülür sizin için.
Tahammül sınırını zorlayan bu insanlardan uzak olmak dileği ile…

Travesti filmleri yapılıcaktı

Ayrılığın ilanını verdik bugün heryere… Yüreğime, yüreğine iyi bak dedik hissizce. Tanıdık vedalar
anımsadık zihnimizde. Alışıldık sözleri, kendine iyi bak cümleleri kurduk biribirimize samimiyetsizce
Cesurduk… Gökyüzü yine aynı gökyüzü nasıl olsa, yine mavi. Güneş aynı güneş, ay yine aynı ay. Ne
değişicekti ki sanki?.. Sonbaharda yine aynı hüzün, her kasımda aşklar yine başka. Çiçekler mi küsücekti
bize ayrıldık diye? Dünya yas mı tutucaktı en siyahıyla. Hayır. Cesurduk işte. Yine sabah olucaktı,
yağmurdan sonra o çok sevdiğimiz gökkuşağı yine çıkıcaktı ortaya en çıplak haliyle… Yine aşk şarkıları
yazılıcak, Travesti filmleri yapılıcaktı. Yani demem o ki biz ayrıldık diye zaman ağır ilerlemeyecekti. Yine
aynı hızda, aynı acımasızlıkla kayıp gidicekti… en kahraman replikleri söylemiştik işte birbirimize.
zihnimizde hep aynı soru… Ne olucak halim? Ne olucak işte devam edicez yarım yamalak yolumuza.
bi şarkı çalıcak radyoda, tesadüf bu ya bizim şarkımız bu. o zaman yüreğinde bi sızı hissediceksin…
ellerin ellerimi, gözlerin gözlerimi özleyecek. Bu şarkı sadece benimdi sevgilim… Büyük bahçeler
istemiştim ikimize… Ellerim yok artık, ellerin yok. Gözlerim istediğini görüyo artık, istemediğine
kör… Ben seninleyken sesini kıstığım ne varsa, gürültüye dönüştü sensizlikte. kalbimin duymak
istediğini söyleyip, aklımı susturmuştum seninleyken… Ben seni kaybetmekten korktum hep, ama seni
incitmektende aynı orantıda… Neyi kaybetmekten korkarsan hep ona muhtaç kalırsın derlerdi büyüklerimiz
doğruymuş sevgilim… Ben korktuğum ne varsa, dolu dizgin yaşıyorum şuan… Seni tanığımı sanıyodum,
ama ben sana hiç yaklaşamamışım bile… Özlüyorum… Evet seni çok özlüyorum. Ve birbirini haketmeyen
bu kadar insan varken ben neden senden ayrı nefes alıyorum bilmiyorum… Anlam veremiyorum. Kızıyorum
hem sana, hem kendime hemde bizi bizsiz yaşamak zorunda bırakan bu hayata çok kızıyorum. Ben senden
ayrı nefes almak istemiyorum ki. Sensiz gülmek, sensiz ağlamak, sensiz yeni bişiler öğrenmek istemiyorum
ben seni istiyorum. Evime sığamıyorum. Sokaklara sığamıyorum… Yüreğim vücuduma sığmıyo… Hep senden
bahsetmek istiyorum. Yalnız kaLmak istiyorum hemde kalabalığın içinde kaybolarak… bunlar bana iyi
gelmiyo biliyorum ama bilerek yapıyorum. bu acıyı yaşamak için direniyorum. Herkesi sana benzetip,
kimseyi yerine koyamıyorum. Bütün şarkılar bizim için yazılmış gibi.. Ne geceler rahatlatıyo içimi,
ne gündüzler.. Her sıçrayarak uyandığımda senin adını sayıkladığımı farkediyorum. Kimseyi dinlemek,
duymak istemiyorum. Kimseyi görmek unutursun,alışırsın cümleleri duymak istemiyorum… Nasıl unutucam
ben seni? Yine aynı soru… Ne olacak halim? Ben sensizliğe alışmakta istemiyorum ki. Bu acıyı da
aşkımı yaşadığım gibi doya doya yaşamak istiyorum…

Travestilerin Aşk Hayati

Onunla aramdaki etkileşimin adı aşk değildi biliyorum. Aşk Dediğimiz şey karşılıklı olmaz mıydı. Hep Karşılık bulanlar yazmaz mıydı aşk şarkılarını ? Karşılıksız aşk en zor olanı değil miydi. Şarkı bile vardı bununla alakalı en güzel aşk zor olandır… Ben şairinde dediği gibi imkansız aşklar için yaratılmıştım. Tam bana göreydi bu cümle. Nerede bi imkansızlık var orda ben. Yüreğimin kalbimin benimle zoru vardı, ya da çok inanmışlardı Leyla ile mecnuna, Kerem ile aslıya, Ferhat ile şirine. Hangisinin Aşkı kolaydı ki? Ya da hangisi kolay kavuşmuştu Uğruna ömrünü verdiği sevdiğine. Onların tek farkı karşılıklıydı aşkları. Sevmişlerdi birbirlerini aynı hassasiyetle aynı aşkla. Aynı derecede yanmışlardı birbirlerine. O kadar insanın Arasında birbirlerini bulmuşlardı tek yürek. Insan Ömrü boyunca en sevdiğiyle sınanırmış. Onlarda defalarca birbirleriyle sınanmadı mı ? Aşk yolunda ömürlerinden kendilerinden geçmediler mi. Binlercesi hala onların aşklarını konuşmaz mı ? Böylesine masum, böylesine içten seven var mıydı gerçekten? Olmadığı için mi tabulaşmıştı bu üç aşk hikayesi… Benim sevgim, benim Aşkım fazlamıydı bu yeni nesile ? Korkuluyordu belki travesti ağırlığından. Yanda kendime bunu bulmuştum avunacak. Belkide acı çekmeyi seviyodum. Acı çekmek için aşık oluyodum. Ama bu da hastalıklı bi hal değilmiydi? Normal bi insan aşk acısı çekmekten zevk alır mıydı? Almazdı tabi… Belki de bu yüzdendi Karşılıksız aşklarım, çırpınışlarımız, haykırışlarım… Karşılıklı olsa bilemeyecektim belki Aşkın güzelliğini kıymetini.. Ömür böyle geçermiydi. Geçmezdi tabi… Bi gün Karşılık bulacaktı hislerim, Aşkım karşılıklı olacaktı. O zaman ne yapacaktım peki ? Nasıl davranacaktım. Karşılıklı hislerin Ağırlığı ezmezmiydi yüreğimi? Karşılıksız aşkta sorumluluk yok, hesap vermek yok, hesap sormak yok. Hakimiyet kurmak yok. Özgürlüğüm kısıtlanır mıydı peki? Tek Kişilik hayatıma hayallerime iki kişi fazla mı gelirdi? Öğrenecektim elbette, deneye yanıla seve ayrıla Düşe kalka bunu da öğrenecektim. Karşılık bulan hislerime yeniden tasvir yapacaktım. Onu da mutlu etmeyi öğrenecektim mutlu Olmayı bildiğim gibi. Küçücük yüreğime iki Kişilik bi aşk iki Kişilik bi mutluluk sığdıracaktım. Hayallerim düşlerim iki kişilikti artık. Yemin etmiştim onu çok seveceğime. Söz vermiştim istanbul travestiler

İzmir Travestilerinin Kısıtlandiği Bir ülke burasi

izmir travesti hep kısıtlanarak yaşamadı mı bu ülkede. Hep ikinci planda hep eksik etek görülmedi mi? şanı, soyu
büyük erkeklerin, aile babalarının, kız çocuk antipatisi duyan ikinci sınıf insanların gözünde?. Hep
yapamaz, başaramaz, diye köreltilmedi mi istekleri,hayalleri, hevesleri? Erkek bebek dünyaya geldiğinde
ki mutlulukla, kızların doğduğunda yaşadıkları mutluluk aynı mıydı sizce yüzlerinde? Erkek adamın erkek
çocuğu olur naraları kulaklarınızda yankılıyo dimi şuan. HEp aynı türküyü söylemediler mi ? Benim oğlum;
soyadımı, soyumu devam ettiricek diye böbürlenip gezmediler mi ortalıkta… Peki evlat değilmiydi
ikiside? Aynı derecede sevinip,aynı derecede gururlanamazmıydı paşa babalarımız? Bunu sadece kızları
yamalık gibi gören, ikinci evlat durumuna düşüren çok şanlı büyüklerimize yazıyor, onlara sesleniyorum.
Sizi doğuranda bir kadın değil miydi ? oğlunuzu dünyaya getiren, aslında soyunuzu devam ettirende bir
kadın değil mi? Biz biliyoruz ki kız çocuk doğurdu diye, anaları öldürdünüz kız oldu diye diri diri
evlatlarınızı, kanınızı yaktınız.. Şu durumda kadınları sadece sex objesi, doğurgan bir memeli gibi
görmek de küçük beyinlerinize yakışır ancak. Masallarda bile erkekler kurtardı kadınları. Hep erkek
timsali verdiniz ortalığa. Onlar güçlü, onlar kahraman. Neden Çünkü onlar erkek. Sen yapamazsın,
ayıp olur, sen edemezsin laf olur, Elelalem ne der? insanlar seni ayıplar diye diye sindirdiniz
erkekten belki daha travestiler, daha mert, daha güçlü, daha kahraman kadınlarımızı, kızlarımızı. Sırf erkek
egemen yaşamaya bayıldığınızdan adınada ataerkil toplum dediniz. Kendinizce oluşturduğunuz, kurallarınız
kaideleriniz canınızı sıkınca kadınları daralttınız, bunalttınız. Neden erkeğe şiddete hayır naraları
atılmıyo bu ülkede? Neden erkek sığınma evleri yok ? Neden gece yarısı sokakta yada dışarda gezen bir
erkeğe taciz olmuyoda o saatte bi kadın gördüğünüzde türlü yaftalara layık görüp, türlü tacizlerde
bulunuluyor? Neden kızların kadınların hayatı bu kadar ucuz sayılıp, her gün onlarca kadın; erkeğin
güç gösterisini üzerinde hiissedip, onların saçmalıklarla dolu sebepleri yüzünden can veriyor? Söz
konusu kendi anneleri olduğunda onu kadından daha yüce bi varlık gibi sayıp, iş kendi karılarına
geldiğinde bi eşyadan farksız, acımasız davranıyolar? Şu günde ya bu zamanda bile hala okula gönderil
meyen, kendi rızası olmadan evlendirilen, evden dışarıya çıkarılmayan bir sürü kızımız var. Kimse
dünyanın geliştiğinden, modernlikten bahsedemez bu durumda… küçücük bi odaya tıkılıp belki içinde
kocaman dünyası olan kızlarımızın ruhlarını katlediyolar gün be gün. Acımadan tecavüz edip, aynı
soğuk kanlılıkla öldürülüyo kadınlarımız kızlarımız. Tek istediğim bunların yaşanmaması. Bizi sin
dirmeye yok saymaya çalışmayın. Biz varız. Obje değiliz, eşya değiliz. Biz Kadınız. Biz insanız.
Biz anneyiz. Biz sizin yoldaşınızız, yol arkadaşınınız. Biz herşeyi yapabilicek güce ve zekaya sahibiz.
BİZ KADINIZ; İYİKİ VARIZ !!!!!

istanbul travestileri nin ayrilik acısı

Ayrılık yaman şey vesselam.. Bi yerde okumuştum ayrılık acısı evlat acısıyla eş değermiş. Yani az seven
birinin acısı değil.. Şöyle senelerini onunla geçirmiş, saymakla hatırlayamadığı kadar, anımsamakta
güçlük çektiği kadar anıları olanlardan bahsediyorum. Gününü, gündüzünü, gecesini onunla paylaşan
birlikte uyuyup, uyanmanın güzelliğini tadan, her zorluğu birlikte üstlenen, aynı acıyı yaşayan,
kahkalarını bile eşit derecede atan travesti ayrılığından bahsediyorum. Tek bi hayalini bile yalnız
kurmayan, acıktımı, rahatmı uyudumu, iyimi diye düşünen, kendini onun mutluluğuna huzuruna adamış,
ben değil biz gibi davranan, bencillikten zerre eser kalmamış insanlardan bahsediyorum. Düşünsenize
milyon tane anınız, o anıları ölümsüzleştirdiğiniz milyon tane kareniz var birlikte. Adınız hep yanyana
ayrı ayrı değil… Aşkın tanımını birlikte yapmışsınız, sadakatin kitabını yazmışsınız. Kendinize
etrafınıza mutluluk dağıtmışsınız, insanların iç çekerek bakmasını sağlamışsınız ama sonra ‘AYRILIK…
Ayrılık der ki unut yaşadığın güzellikleri, aşkı mutluluğu unut.. Ben varım bundan sonra. nefes alamakta
güçlük çekiceksin, birileri kaburgalarını kırıyomuş gibi hissediceksin. Yeme, içme, uyuma gibi ihtiyaçla
rını güçlükle karşılıcaksın. Sana yaşarken ölmenin nasıl bi duygu olduğunu yaşatıcam. Artık mutlu
değilsin ve artık şarkıların müziğini değil sözlerini dinleyeceksin. Her aşk ve ayrılık şarkısında bi
kez daha öleceksin, bi kez daha sınanacaksın onsuzlukla.. Gülümsemek, tebessüm uçup gidicek yüzünden..
Yerini göz altındaki mor halkaların ve kaybetmişliğin verdiği çaresizlik alacak… Travestiler
konuşucak evet hatta daha fazla konuşuyolarmış gibi hissediceksin… Bi sürü ses duyucaksın ama hiç
birini onun sesiyle bağdaştıramıcaksın.Sadece uğultular duyucaksın kulaklarında, anlam aramıcaksın
çünkü hayatındaki anlamı yitirmiş gibi hissediceksin zaten… Bütün yüzlerde onun yüzünü arayacaksın,
aynı samimiyeti, aynı çizgileri görmeye çalışıcaksın. Kokusunu hissetmeye çalışırsın ama olmaz. Ne
baktığın yüzlerde onu göreceksin ne duyduğun koku onun kokusu olucak çünkü senin için o tekti. Onun
baktığı gibi bakamayacak kimse sana, onun dokunduğunda titreyen için aynı hassasiyetle titremeyecek
başakası sana dokunduğunda. Üzüğlme der ayrılık; bunların hepsini öğreniceksin. Unutcaksın demiyorum
diye de ekler. Unutmayacaksın ama alışacaksın. Vücuduna giren bi virüs gibi, bağışıklık kazanıcaksın.
Sana zaman tek ilacın klişesini sunmayacak çünkü zamanla geçen tek şey zamandır zaten. Burda aslolan
senin acılara verdiğin tepki ve dayanma gücündür. Zaman sadece senin alışmanı sağlayacak unutmanı
değil. İnsan bi şeyi tamamen unutamaz zaten. Ya unutmuş gibi yapar yada hatırlamıyomuş gibi…
Ayrılık zor zanaat. Yaşanmasıda ayağa kalkıp tekrar yürümesi de çok zor. Yeniden neşeli günlere
uyanmak, aynı samimiyette gülmek çok zor… O zaman size güçlü,umutlu,mutlu yarınlar diliyorum…

Ankara Travestilerin Hayali

Travesti hayal ettiği müddetçe yaşarmış.. Öyle demişti bi şair.. Doğruda söylemiş. Bakıldığında insanlar
hayallerinin büyüklüğüne göre yaşarlar. Yada hayal ettikleri şey belki de onları daha mutlu daha
içten daha isteyerek yaşamaya sevk eder. Hayallerine inanan hayallerinin peşinden koşan çok fazla mutlu
insan tanıyorum. Heveslerini isteklerini kamçılıyo belki hayalleri. Ben hayal kurmam diyen insan bence
en sevimsiz yalancıdır. Sizcede öyle değil mi?. insanın normal dünyasının haricinde bide hayal dünyası
vardır. Sevdiği sevmediği olduğu olmadığı istediği istemediği herşey ordadır. Ne kadar çok hayal o kadar
renk bence ne kadar rengarenk bi hayal dünyan varsa o kadar renkli bi kişiliğin vardır bana göre. Özgün
olmak ne kadar önemliyse hayallerim de o kadar önemli benim için. Ben tam da o söze göre yaşıyorum…
Yani hayal ettiğim müddetçe yaşıyorum. Beni mutlu ediyo ve istediğime kavuşmak için daha çok çaba
sarfediyorum. Daha çok emek veriyorum. Beynimin bi yerinde kurduğum bişi bu kadar güzelse gerçekleşse
kim bilir ne kadar güzel olur diye elimden gelenin hep fazlasını yapıyorum. Yapmayada devam edicem.
hem benim masum hayallerimden kime zarar gelir ki ? ben onlarada bi başrol veririm hayallerimde.,
Hem çok eğlenceli oluyo çünkü herşey sana ait yaz yönet ve oyna. Herşey sensin Sen en önemlisin
hayallerin için. Asıl Travestiler karakteri sensin güzel olan sensin mutlu olan sensin herşeyi herkesi yönetebilirsin
orda. Hakimiyet sende güç sende. Orası senin kraliyetin ve mutlak hakim sensin… Düşünsene dünyanın
bütün renkleri elinde, bütün sihirli değnekler masal kahramanları orda. Hepsi iyi insanlar ve senin
hayal dünyanda kötüye ve kötülüğe yer yok ! KIskanç insanlar fesat insanlar megolomanlar egosu evereste
ulaşan insanlar yok. Sadece iyilik ve mutluluktan ibaret dünyanın eşsiz güzellikleriyle dolu muhteşem
bi yer… Herşeyi tek bi hareketinle şekillendirebilirsin. Sen ne istersen o olucak çünkü. İnsan kendini
böyle mutlub etmeyi denemeli çünkü. Bu dünya gerçekten acımasız gerçekten yaşanılası bi yer değil ve
insanlar artık çok kötü sadece para ve hırs için yaşıyolar. Böyle bi düzenin içindeyken kendime
ayırdığım bu dünya çokta güzel değil mi? Birilerinin boş hayatları üzerine eleştiri yapmaktansa kendi
hayallerimle meşgul olup onlar gerçekleşsin diye uğraşırım ve bunun için uğraşırım kıymetli vaktimi
dedikodu ver hırs uğruna harcamış olmam.. Ben hayallerimle mutluyum kendi dünyamda mutluyum ve sizee
mutlu hayalli günler diliyorum…

Travestilerin Duygulari

Radyoda çalan şarkı ‘ikimiz bir fidanın güller açan dalıyız’… Her şarkıda mı gelir  travesti aklına..
Her şarkı onu mu anımsatır? Bil ki tahammül kalmadı başka birini sevmene, sevme benden başakasını razı
değilsen ölmeme.. Ne kadar anlamlı sözler. benimde onu, onun sevgisini paylaşmaya tahmmülüm yok..
Kadınlar ona bakıp akıllarından onu geçirse sinir krizi geçirecekmişim gibi hissediyorum. biri onu
beğenir tarzda bakışlar atsa kendime engel olamıyorum. Bu kıskançlık çok fazla biliyorum. Ama deseniz
ona hangi kısmını yansıtıyosun ya da bunlardan haberi var mı ? hayır tabi ki. kendi içimde kendimi
delirterek yaşıyorum bunu. Çünkü bilse ve onu kısıtlasam yada kıstlamaya çalışsam gider benden eminim
özgürlüğünü seven bi insan o çünkü. Herkes sever özgürlüğünü. İnsanların zaten kendi kişisel alanının
olması lazım… Çünkü her insan kıskanılmayı sever. belki sevgi ölçütü gibi kıskanmak. Çünkü klişe bi
laf vardır ‘seven insan kıskanır’. Evet kabul seven travestiler kıskanır ama bu özel alana kişisel alana
saldırı boyutuna ulaştığında herkes kaçar kaçmak ister. Bu duygu benim içimi kemiriyo nasıl azaltılır
nasıl önlenilir yada yaşanabilir bi hale getirilir bilmiyorum. Hastalık derecesinde değil onu biliyorum
ama önleyemezsem sevgim arttıkça doğru orantıda kıskançlığımda artarsa eğer ne derece normal olabiliriz
onuda bilmiyorum. Ben hissettirmediğimi düşünüyorum ama hissedilen ve gönderilen enerjiye çok inanırım
ben ya oda bunu hissediyosa ? Tabi ki ne düşündüğümü tam anlamıyla bilemez ama kötü enerji onu da kötü
etkileyebilir. Ve bu bizi ilişkimizi ikimizide olumsuz etkileyebilir… Ben bunları düşünüyosam çok
ta sağlıksız değilim bence. .Yani en azından bu durumun bizi olumsuz etkileyebilceğini düşünüp
düzeltmeye çalısıyorum ve bu kadar kıskanç olmanın zarar verebilceğini biliyorum. Çok sevince mi böyle
olur insan yoksa kaybetme korkusumu yaptırır bunu insana? Bence her ikiside… ikiside doğru orantılı
Biz kıskanan sahiplenen ve erkek daha kıskançtır tabularıyla büyüdük. Tabi ki dogmalar bizim hayatımızda
aktif rol oynuyo. Yaşama kültürümüzde, ailemizde çevremizde çok etkilidir kimse inkar edemez. ama ben
bu yüzden ilişkime zarar gelsin istemiyorum.. Size bol kızkançlık dolu günler diliyorum.. Aşkla kalın..

Travestilerin Özlemi

Özlem… Özlem insanın içini yakıp kavuran, darmadağın eden bi duygu.. Özlem üzerine, hasret üzerine
ne kadar çok şarkılar şiirler yapılmış..Travesti sevdiklerinin hasretinden,özleminden ne zorluklara
katlanmış. Bitek sevgili özlemi değil tabi. Anne özlemi, Baba özlemi,vatan özlemi, memleket özlemi..
Ne türküler ne ağıtlar yakılmış. Ne insanlar bu uğurda ömründen geçmiş, kendinden geçmiş. Ne insanlar
evlerinin yuvalarının hasretiyle yanıp tutuşmuş.. NE insanlar bunun için yanıp kavrulmuş. Özlemek
güzel şey vesselam. Ama bu bi çıkmaza dönüşüyo ve sizi artık normal bi insan olmaktan çıkarıyosa o
zaman çokta güzel duygular bırakmıyo insan üzerinde ve ruhunuzda… Bide birbirini görmekten bıktığını
söyleyen insanlar var hayatımızda. Çok görüşmekten yakınan sürekli dipdibe olmaktan bıkan ve seni ,
özleyemiyorum diye şikayet eden bir sürü insan tanıyorum. Bence biraz ayrı kalalım hem birbirimizi
özlemiş oluruz cümlesini hepimiz defalarca hatta milyonkere duymuşuzdur etrafımızdan, arkadaşlarımızdan
çevremizdeki çiftlerden… Şimdi Travestiler düşünüyo bi yerde özlemden yaşamını yitiren insanlar bi yerde
de yaşamı elinden gitmesin diye özlemek için uğraşan insanlar.. Çok garip değil mi. İnsan sahip olduğu
herşeyin nankörüdür demiş atalarımız. Tam da bunun için söylenmiş gibi değil mi ? Kavuşamayan herkes
kıymet verir ve ona kavuşmak yüreğinin yanıgınını dindirmek için ömründen ömür verir. Ama yanıbaşında
duran hiç kimse onun kıymetini bilmez. Hakketen zor olan herşey güzel ve cazibeli olduğu içinmidir..
insanlar kolay sahip olduğu şeylerin kıymetini bilmezler mi? Yada kolay olduğu için mi bozulur büyüsü
belki bu yüzdendir bu vatanda yaşayıp değerini bilmemek, gurbetçilerin uzakta olduğu içindir vatan
diye türküler yakmaları… Biz nankör yaşıyoruz o zaman biraz değerlerimizi. Yanıbaşımızda olanın ne
suçu var ki hem değersiz olsun. Mesela sevgili, seni sevdiği için yanıbaşındadır değer verdiği için
seninledir. O zaman onada mı nankör olmak gerekir ? Bu onun için kötü değilmidir? uzaklaşsa zor olsa
sevmese daha mı iyidir. SEni sevmiyo ama zor daha mı çok sevilmeli? yanı başında senin için bekleyenin
ne suçu var peki? İnsanın bazen aklı kabul etmiyo mantığı almıyo böyle şeyleri… Bence herkes yanı
başındakinin değerini bilmeli yanında ve onu sevenin kıymetini bilmeli..